DİYETTE KİLO VEREMEME: “PLATO” NEDİR?

Pek çok insan, kalorisi kontrol altına alınmış bir diyet ve aktif yaşam tarzı ile kilo verebilmektedir. Altta yatan hormonal ve fiziksel bir rahatsızlık yoksa, diyete sadık kalarak hızlıca sonuç almak son derece kolaydır.

Fakat uzun süreli kilo verme programlarında, başlangıçta oldukça hızlı seyreden kilo kaybı; zamanla yerini yavaşlamaya, hatta duraklamaya bırakmaktadır. Bu duruma  Fransızcada “düzlük, ova” anlamına gelen “plateau (plato)” adı verilmekte, yaygın kullanımı “platoya girmek” diye tabir edilmektedir.  Gözünüzde zorlanarak, fakat durmadan bir dağa tırmandığınızı hayal edin. Eninde sonunda varacağınız nokta zirvedir. Zirvenin devamı ise uçsuz bucaksız bir düzlüktür. Yukarı çıkacak başka yer kalmadığı içindir ki; vücudunuz kendisini “otomatiğe alır”. İşte “platoya girmek” tanımı böylelikle çıkmıştır.

Platonun en sık rastlanan sebebi, aynı tip diyet ve egzersiz modelinin çok uzun süre uygulanmasıdır. Vücut her gün, günlük olarak alacağı kalorilere ve efor seviyesine alışmış, kilo kaybı ve vücut şekillenmesi; uygulanan program seviyesine göre gelebileceği en iyi noktaya gelmiş ise ve aynı sisteme devam ediliyorsa, platoya girmek kaçınılmazdır. Daha da kötüsü, performans düşüklüğü, isteksizlik, uykusuzluk, stres, huzursuzluk, vücudun yağ depolaması gibi olumsuz durumlara da karşı karşıya kalınabilir.

Peki, bu durumdan kurtulmak için neler yapılabilir? Anahtar kelimemiz “değişiklik”. Yani vücudunuzu “şaşırtmalısınız”. Şöyle ki;

  • Metabolizmanız kendisini uzun süredir günlük olarak alması gereken kalori miktarına göre ayarlamaktadır. Örneğin; 1200 kalorilik bir diyete devam eden kişinin metabolik hızı da bir süre sonra 1200 kaloriyi depolamaya başlayacak, bundan azı veya fazlası olmadığın reaksiyon göstermeyecektir. Bunu önlemek için, diyetinizde değişiklikler yapmalısınız. En basit yöntem, almanız gereken kaloriyi haftalık olarak hesaplayıp, haftanın bazı günlerinde çok, diğer günlerinde daha az kalori alımı yaparak; toplamda alacağınız kalori miktarını aşmadan metabolizmayı tembellikten çıkarmak olacaktır. Örneğin; günlün 1200 kalori diyetini takip ediyorsanız; haftalık almanız gereken kalori miktarı 1200 x7 olarak, toplam 8400 kCal olacaktır. Bunu Pazartesi 800 kCal, Salı 900 kCal, Çarşamba 1400 kCal, Perşembe 1200 kCal, Cuma 1500 kCal, Cumartesi 800 kCal, Pazar 1800 kCal gibi bölümlere ayırarak metabolizmanızın beklentinin dışına çıkmasını sağlayabilrsiniz. Evet, takibi biraz güç ancak bir süre düzenli uygulandığında sonuç veren bir yöntem.
  • Karbonhidrat ve protein düzeninizi değiştirebilirsiniz. Bunun için bir gün karbonhidrattan yoğun besinleri, diğer gün protein içeren besinleri tüketip; bir süre sonra normal düzeninize geri dönebilirsiniz.
  • Egzersiz düzeninizde radikal değişiklikler yapmanız bu süreçte olmazsa olmazlardan biri. Vücudunuzu hep aynı eforla zorlamanız, bir süre sonra rahata alışmasına ve tepkisizleşmesine yok açmaktadır. Haftanın en az iki günü çok yoğun ve ağır dambıllar kullanarak çalışmanız; diğer günlerde daha hafif, rahatlatıcı yoga ve pilates programlarını takip etmeniz yerinde olacaktır.
  • Kesinlikle bu süreçte kilo verememekten dolayı stres yapmamalısınız. Stres, metabolizmanızdaki “kortizol” hormonunu açığa çıkaracak ve stres altındaki vücut daha fazla yağ depolamaya başlayacaktır.

Tüm bu yöntemlere rağmen platodan çıkamıyorsanız, birbirinden lezzetli ve zahmetsiz beslenme planlarımıza göz atabilirsiniz. Sağlıklı günler dileriz!